Alp Öztarhan Zihin-Beden Sorununda Dualizm-Mekanizm Açmazına Marksist Yaklaşım

Zihin-Beden Sorununda Dualizm-Mekanizm Açmazına Marksist Yaklaşım

Alp Öztarhan

İnsan aklını farklı kılan ögenin üretimle bağını vurgulamak isteyenler arasında başparmak vurgusu popülerdir. Bu fark gerçekten başparmakta olabilir mi? Yoksa aklın maddiyatını frontal lobun diğer tüm memelilerden farklı biçimde büyük oluşunda1, veya örneğin beynin sol ve sağ yarıkürelerinin en asimetrik örneğinin insanda bulunmasında mı aramalı2?

Zihin bedenin neresindedir? Beyinde olduğunu söyleyen Plato3 mu daha haklıdır, kalpte olduğunu söyleyen Aristo4 mu? Yoksa böbreküstü bezler ve benzerlerinin aklımıza etkilerini dikkate alarak zihnin bütün vücutta olduğunu mu düşünmeliyiz? Bu durumda örneğin ayak başparmağımız da aklımıza dâhil midir? Eğer öyleyse protez başparmağı olan bir kişinin aklı o protezi de içerir mi?

Zihin-beden sorununda idealizmin doğal sonucu olan dualizm, en bilimci yaklaşımda dahi bizi idealizme doğru ittirir. Karşı tarafta ise mekanizme yelken açan anglo-sakson materyalizmi yer alıyor. Bu materyalizm, insanı diğer hayvanlardan farklı kılan insan aklının ilk nedenini insanın biyolojik evriminde, aklı da bedeninde arıyor.

Marksistler sıklıkla birinciden kaçarken kendilerini ikincinin kucağında buluyorlar. Aklı bedende ararken de bir uçta aklı tüm beyinde değil, yalnızca epifizinde bulan Descartes5, diğer uçta ise tüm bedeni, hatta saçımız ve tırnağımızı da içeren bir hengâme var. Saçımızı kestirince aklımız da etkileniyor mu?

Materyalistlerin zihni bedende arama tuzağından kaçınmaları gerekiyor. Öyle olsa insan uygarlığına en yakın gelişkinlikte olanın insan vücuduna en yakın vücudu olan şempanze veya bonoboların kültüründe olması gerekirdi. Oysa tarım ve hayvancılık yapabilen6 gelişkin bir işbölümüne ve iletişim için bir dile sahip olan karıncalar bu bağlamda maymunlardan çok daha “insan”dır.

İnsanlık ne beynin kıvrımlarında, ne iki ayak üzerinde durmakta, ne de başparmakta aranmalıdır. Akıl maddeden kopuk kavranamaz elbette, ancak salt bedenin salgıladığı bir madde, hatta bedenin bir özelliği olarak da düşünülmemelidir. Akıl bedenin içinde değil, ortamla kurduğu ilişkide ortaya çıkar. İnsanlık da bedende değil, toplumsallıkta varolur.


Kaynakça:

1. Purves D. et al, Principles of Cognitive Neuroscience, Sinauer Assoc. Inc., 2008, 26. Bölüm

2. Falk D., Gibson K., Cambridge University Press, 2001

3. Plato, Timaeus, ca. 360 BC

4. Gross C.G., The Neuroscientist Volume 1. No:4, Temmuz 1995

5. Descartes R., Les Passions de l'amé (Ruhun Tutkuları), 1649, art.31

6. Mueller U. G., Gerardo N., PNAS November 26, 2002 vol. 99 no. 24 15247-15249